'; if ( is_singular() ) { wp_enqueue_script( "comment-reply" ); } $favicon = get_option("themename_theme_options"); ?>

Erektil Disfonksiyon (Sertleşme Bozukluğu)

Erektil disfonksiyon (ED), cinsel birleşemeye yetecek derecede penis sertleşmesinin (ereksiyon) sağlanamaması veya bu sertliğin yeteri kadar sürdürülememesidir. 50 yaş civarındaki erkeklerde görülme sıklığı yaklaşık %30-45 arasındadır. Sigara ve alkol tüketimi, hareketsizlik, şişmanlık, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kan yağlarında yükseklik, kalp hastalıkları ve bazı ilaçlar sertleşme bozukluğu açısından kolaylaştırıcı rol oynayabilir. Sertleşme bozukluğunun ortaya çıkmasında, organik nedenler (%70-75) kadar psikolojik faktörler de (%25-30) etkilidir. Sertleşme bozukluğu en çok damarsal nedenlidir ve tüm hastaların yaklaşık %65-70’inde bu nedenden dolayı meydana gelmektedir.

Normalde sertleşme, beyinden gelen sinir uyarılarıyla, penise kan taşıyan damarların genişleyerek penis içindeki süngersi yapının kan ile dolmasını sağlayan bir dizi kimyasal olaydır. İçindeki süngersi yapı kan ile dolan penis sertleşir ve hacmi artar.

Sertleşme bozukluğunda sinirsel veya damarsal bozukluklar nedeniyle süngersi yapının kan ile dolması engellenir. Erektil disfonksiyon tanısı, koroner kalp hastalığı, diyabet ve hipertansiyon gibi henüz tanısı konulmamış hastalıkların habercisi olabilir.

Erektil Disfonksiyon Tedavisinde Düşük Yoğunluklu LSWT

Düşük yoğunluklu LSWT tedavisinin erektil disfonksiyon tedavisinde kullanılması yeni bir uygulama olsa da yüksek frekanslı ses dalgalarının tedavi edici özelliği uzun zamandır bilinmekte ve bazı hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Bunlar arasında en çok bilineni ve en uzun zamandır kullanılanı böbrek taşlarının kırılmasında kullanılan yüksek yoğunluklu yüksek frekanslı ses dalgalarıdır. Orta yoğunluklu yüksek frekanslı ses dalgaları iyileşmeyen tendinitler, bursitler, iyileşmeyen kırıklar gibi ortopedik hastalıklarda kullanılır. Düşük yoğunluklu ses dalgaları sertleşme bozuklukları dışında kronik iyileşmeyen yaraların tedavisinde, periferik nöropatilerde (periferik sinirlerin zedelenmesi) ve kalp kasının damarsal yapısının güçlendirilmesinde de kullanılır. Düşük yoğunluklu ses dalgalarının tedaviye yönelik kullanımında, bu dalgaların tedavi edilen dokudaki damarların iç örtüsünde bulunan bazı enzimleri aktive ederek yeni damar oluşumuna (neovaskülarizasyon) neden olması amaçlanır.

Tedavinin etkisi, tedavi bitiminden 1 ay sonra (yeni damar oluşumu için gereken süre) gözlenir. Başarı oranı, 4 seanslık tedaviyi takiben, hastalığın şiddetine bağlı olarak %60 – 80 arasında değişir. Uygulamada penis üzerine ve penis köküne jel sürülerek ultrason benzeri bir cihazla düşük yoğunluklu yüksek frekanslı ses dalgaları gönderilir. Her seans yaklaşık 20 dakika sürer, ortalama 1 hafta arayla (en az 5, en çok 10 gün arayla) toplam 4 seans uygulanır. Tedavi sırasında ciltte uyuşma – karıncalanma hissi, tedavi sonrası hafif kızarıklık oluşabilir. Bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur. Tedavinin etkisini artırmak amacıyla tedavi boyunca düşük dozda PDE 5 inhibitörlerinin kullanımı tavsiye edilir.